12 Mart 2010 Cuma

Boşanan adam...

"Dünya kadınların bacaklarının arasından açılmıyormuş"

Güzel bir İstanbul sabahında karşımda oturan 40'lı yaşlardaki çift ile buluşma nedenimiz ne dağlar, ne uzak ülkelere yaptıkları geziler ne de arkeolojik kazılar. Haldun Aydıngün'ün yazdığı "Boşanan Adam" adlı kitabı. Açıkçası çizdikleri tablo ile oldukça çelişen bir kitap gibi duruyor.

Eşiniz bu kitabı okudu mu?

Bir solukta okuduğum kitap İstanbul'da yaşayan, 40'larına yaklaşırken çok uzun ve çevreden de ideal olarak gösterilen bir evlilikten boşanmış, küçük bir kız çocuğun sorumluluğunu da taşımaya özen gösterirken bir yandan da hayatını yaşamaya çalışan bir erkeğin anıları gibi geldi.

- Kitabın açılış öyküsü olan Masaj Salonu en beğendiğim bölümlerden birisiydi. Oldukça da cinsellik içeriyordu. Boşanmış bir erkeğin hayatında seks bu kadar önemli mi?

- Garip ama öyle, seks gerçekten büyük bir önem kazanıyor. Hem de ne zaman? Tam siz ortada partnersiz kaldığınızda. Doğa erkeklere hiçbir zaman doymayacak bir cinsel dürtü vermiş. Bu nedenle de kendimizi sık sık tatsız durumlarda buluveriyoruz. Bir yandan da "Dünyanın kadınların bacakları arasından açıldığı hissinden de kurtulamıyorsunuz.

- Kitabın bir yerinde "erkekleri yeniden tasarlamak mümkün olsaydı, bir yerlerine bir açma kapama düğmesi koyardım" diyorsunuz.

- Evet, o günlerde bir Ocak ayıydı, bir hanım arkadaşım "Yahu yaza kadar bir ilişkiye girme de biraz kafanı topla" diyordu. Son derece de haklıydı ama ben değil yaza kadar Cuma'ya kadar bile ne yapacağımı bilemiyordum. O dönemde içimdeki tüm cinselliği durduracak bir şalter olsa gerçekten çok rahat ederdim.

- Kitabın arkasında, burada yazılı olanların yaşadıklarınızdan, duyduklarınızdan, düşündüklerinizden ve uydurduklarınızdan oluştuğunu belirtmişsiniz. Acaba bu bir kaçamak için açık kapı bırakma taktiği mi?

- Aslında değil. Çünkü amacım hatıralarımı yazmak değildi. Ama tabii ki kendi yaşadıklarımdan da çok büyük yararlanmalar var. Örneğin sözünü ettiğim boşanma benim kendi boşanmam değil. Ama anlatmak istediklerimi çok iyi veren bir olay olduğu için aldım.

- O zaman bunlara kurgu öyküler diyebilir miyiz?

- Öykü de değiller. Her birinde çok hakiki bir şeyler anlatmaya çalıştım. Benim ve de başka insanların yaşadıkları olaylara çok fazla dayandırdım. Zaten okuduğunuzda bazı garip olayların ancak insanın başına gelebileceğini, oturduğu yerden hayal edilemeyeceğini anlıyorsunuz.

- Kitapta önemli dozda bir hüzün sezinledim, bunun nedeni nedir?

- Aslında hüzün sözcüğünü hiç düşünmemiştim ama haklı olabilirsiniz. Onca yıl bir aile düzeni kurmaya çalıştıktan sonra bir anda hepsini kaybedivermek insanı çok sarsan bir deneyim. Burada aile derken sadece bir eş ve çocuktan söz etmiyorum. O eşle birlikte gelen geniş bir insan topluluğundan ve onlarla yıllar içinde geliştirdiğiniz dostluklardan, yardımlaşmalardan bahis ediyorum. İşte bütün bunların bir anda kaybı insanda gerçekten büyük bir boşluk duygusu yaratıyor. Yerine yenilerinin konması da gerçekten uzun bir zaman alıyor.

- Kitap kahramanımız Boşanan Adam bir ara Rusya'da para ile de seks arıyor ve Nataşa konularına giriyor. Ancak sonuç pek de keyifli olmuyor.

- Aynen orada yazdığı gibi, yani bazı olaylar uzaktan görüldüğü gibi olmuyorlar. Benim bu kitabı yazmamdaki en önemli amaçlardan birisi de diğer erkek dostlarıma şu mesajı verebilmekti; hayat her zaman size pompalanan sözüm ona gerçekler gibi olmuyor, çok güzel, gencecik bir kızla bir odada yalnız kalabilir, teknik olarak "başarılı" da olabilirsiniz ama gene de büyük bir mutsuzluk hissedebilirsiniz. Bunlar pek söylenmeyen gerçekler. Birilerinin bunları anlatması, yeniden yeniden altını çizmesi gerekiyor.

- Ben bir bayan olmama rağmen, bu yazılar benim de hoşuma gitti.

- Bence bu çok doğal, çünkü erkeklerin nasıl olmak istediklerini değil, aslında nasıl olduklarından söz ediyor. Para ile aşk aramak hiç azımsanmayacak kadar çok sayıda erkeği mutsuz eden bir durum.

- Peki o dönemde bayanlar tarafından çok rahatsız edildiniz mi? Çünkü kitapta bu konu ile ilgili hiçbir ayrıntı yok.

- Eğer gece yarıları gelen telefonlardan falan söz ediyorsanız anlatacak çok fazla bir maceram olmadı.

- Anlaşıldı, bu yönden sizden fazla bir malzeme çıkmayacak (gülüşmeler). Biraz da kızınızdan, ya da kitaptaki adıyla Yeşim'den söz edelim. Onu evliliğinizi kurtarmak için mi doğurdunuz.

- Aslında biz erkeklerin çoğunun içinde çocuk arzusu yoktur. Benim isteğim yaşımın artık kemale ermiş olması bir de Annemlerin torun için yanıp tutuşuyor olmalarından kaynaklanıyordu.

- Peki hiç pişman oldunuz mu?

- Kesinlikle hayır. Bir saniye bile pişman olmadım. İlk doğduğu andan itibaren onun sevgisini tam hissedebilmek için her türlü bakımına da zevkle katıldım. Şu anda gerçek hayattaki kızım Bengi 15 yaşında ve birlikte olmaktan en çok keyif aldığım insanlardan birisi.

- Kitabın ilginç öykülerinden birisi de Küçük bir kız Akmerkez gibi bir yerde sıkıştığında hangi tuvalete götürülmesi gerektiği üzerine olanı.
! Alıntıdır !
Devamı bu Kitapta ve alttaki linkte:
http://www.aydingun.com/H/books/Bosanan.htm

Hiç yorum yok:

Popüler Zırvalarım

wibiya widget